Mutluluğun Sırrı

Bir tüccar Mutluluğun Sırrını öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir saraya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.
Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.
Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Sırrını açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş -Ama sizden bir ricada bulunacağım,- diye eklemiş bilge, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. -Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.-Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.
-Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü ?
Bahçıvan Başı’nın yapmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü ?
Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?
Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş
-Öyleyse git, evrenimim harikalarını tanı,- demiş ona bilge. -Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.- İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat eserlerine dikkat ediyormuş
Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat eserlerinin zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış
-Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?- diye sormuş bilge
Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş
-Peki,-demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, -sana verebileceğim tek bir öğüt var:
Mutluluğun Sırrı dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan…

Biraz uzun bi hikaye ama sanırım okunmaya değer…

8 Eylül 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Timsah avcısı

‘Timsah avcısı’ Steve Irwin öldü
Avustralyalı ‘timsah avcısı’ Steve Irwin, dalış seferi sırasında bir vatoz tarafından göğsüne ölümcül darbe alıp yaşamını yitirdi.
‘Timsah avcısı’ Steve Irwin öldü
Avustralyalı ‘timsah avcısı’ Steve Irwin, dalış seferi sırasında bir vatoz tarafından göğsüne ölümcül darbe alıp yaşamını yitirdi.

BRİSBANE - Hayatını vahşi doğaya adayan Avustralyalı ‘timsah avcısı’ Steve Irwin, denizaltında çekim yaparken talihsiz bir kazaya kurban gitti. 44 yaşındaki Irwin, son kez kamera karşısına geçtiğinden habersiz, Büyük Mercan Kayalıklarında sualtı belgeseli çekiyordu. Birkaç yüz voltla çarpabilen ve hatta öldürebilen vatoz balığına çarpan Irwin kalbine ölümcül darbeyi aldı.

Kaynak: Ntvmsnbc

Crocodile Hunter

İşte bu olay bir devrin kapanıp bir yenisinin açıldığına; cesaretin, korkusuzluğun, özgüvenin, hayvan sevgisinin ağır bir darbe aldığına delalettir… Devyarasa timsahların kıçına parmak atan Steve abimizin kıçıkırık vatoz balığı (evet bir balık) tarafından öldürülmesi bizleri derinden yalaralamıştır. Acımız çok büyük…


4 Eylül 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Çok gizli kamera sistemi

4 Eylül 2006. Henüz kategorilenmemiş. 1 Yorum.

Bilinçüstü’ne….

İnsan eline kağıt kalemi alıp ta masa başına oturduğunda her zaman ne yazacağına karar veremezki…Buruşturulup atılan bikaç çizik atılmış kağıtla dolar masa, çöp kutusu…aslında yazmayı istememekten değildir bu karmaşa. sadece üzerinde düşünüp te yazmak istediği mevzuya yaraşır kelimeleri belki de bulamayacak olmanın verdiği endişe…ordayım.
Hayatta hiçbirşey kolay değil, kolay kazanılmıyo da zaten farkındayım görüyorum. Sen, sebepli sebepsiz camını kırıp düğmesine bastığım acil durum işaretimsin benim.Kendimi iyi de hissetsem kötü de karşımda senin olman güven veriyor bana.Arkadaşlığın kardeşliğe taşınması, arkanı döndüğünde kontrol etme ihtiyacı duymamak, sözlerinin tamamını aksini düşünmeden dinlemek öyle güzel ki…kendimi sana anlatmak…”su gibi” bu demek heralde.sana hayatımın bundan sonraki dönemlerinde de meydan okuyacağım “kepaze” edecem diye ama sonuç daha şimdiden belli. olsun .. varsın olsun canım kardeşim. hayata hep düşeş at. yanında görmek istediğin kim var bilmiyorum ama sonuna kadar gidecekler arasında olmamı diliyorum. gitme oldumu ? gitme…

4 Eylül 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Tübitak cıstak cıstak

Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu ???

Hadi ordannn hadi ordannnn…

2 Eylül 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Dilemma

o gün… onu soyunurken izlerken içimde biryer sanki ezildi… burkuldu.İnsanın kalbi sıkışır acırya işte öyle bir duygu.Daha önce yaşadığım hiçbirşeye benzemeyen bir acı. kadın vucudunun saf güzelliğiyle korunmasız sereserpe önünde teslimiyeti. Herhangi biri olsa bu durumdan cinsel bir haz duyardı muhtemelen.Ama içimde bundan çok farklı birşeyler oldu.Gerçekten seviyormuyum ? belkide bana sevgisini incitmemek adına başımı başka bir yere çevirmek zorunda kaldım…Ama o kadar güzeldi ki… Mehtapsız ayışığında denizden gelen serin esintinin yüzünüzü okşaması gibi… Tenimi delip beynimin içinde yıldırımlar çaktırdı…Buna rağmen aklımda hala şüpheler olması çok garipİnsanın başına gelen en kötü ruh bunalımı kesinlikle dilemma… Hala kurtulabilmiş değilim.Neyi istediğine karar verememek, veya onun ne istediğini kestirememek…

24 Ağustos 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Kalbim acıdı…

Bir gün yolda yürüyordum…
Bir şarkı duydum, kalbim acıdı…
Bu kadar…

awi şüule goulu daği daği
dido miğun guis derdi meraği
oüomdğulas si şekeri ma yaği
si domövi do domxali gyuli çkimi
ağne odas perde kogevoüidi
izmocesti alis dologaüidi
gomüuwxişi mgarinis yevuüidi
si domövi do domxali gyuli çkimi
bazi bazi gelaiûi noğaşa
vixosarûi baba süaniş ûüobaşa
gyuli çkimi si var ida başkaşa
çkimire do giçkitas gyuli çkimi

15 Ağustos 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Rayların izinde….

İnsanlar tanıyorum… tanıdığımı sandığım… ama onlar feleğin çemberini aşındırmış.Ne kadar aptalmışım, ne kadar safmışım… Hay’atın derin bok çukurunu doğduktan yıllar sonra farkettim… Şimdi kendime kızdığım nokta şu: Yıllardır belirli bir çizgide ilerlerken kalıplaşmış sandığım düşüncelerimin ışığında ilerlerken…. Birden bire uzaklaşmış olduğumu farkettim. Ben bu değilim ki… Adına ister aşk diyelim ister sevgi.. Bu bana hertürlü pis işi yaptırabilir mi.Bu kadar zayıf mıydım? Sevgi uğruna bütün pisliği kabul edebilir miyim ?
Başkalarının hayatlarındaki kötü durumlar yüzünden onlara kızıp bunları hayatlarından uzaklaştırmalarını talep ediyorum sürekli.Ama adam gibi oturup düşününce karar verdim; bazılarının hayatlarından çıkarılması gereken kötü kişi belkide benim… Bir insanın sabah uyanıp beni yada benimle ilgili bir olayı hatırladığında kendini kötü hissetmesi… Bu kabul edilebilir bir durum değil… Uzun zamandır… açıklayamayacağım ikilemlere bir yenisi daha eklenmiş oldu. İyi veya kötü kavramlarının aslında ne olduğunu sorgulamaya başladım sırf bu yüzden.Belkide… Belkide herzaman düşünüdüğüm gibi iyi bir insan değilim… Kendimi şimdiye kadar hep iyi sanmıştım.Belkide kötü birisiyim.İnsanlara kötü davranıyorum. Şehvet uğruna insanların hislerini önemsemiyorum bile… En geniş en ahlaksız insanın içerisinde bile hissiyat olabiliyor çok garip…Kimbilir belkide herkese sadece hakettiğini veriyorum…

9 Ağustos 2006. Henüz kategorilenmemiş. 1 Yorum.

Nevr

Nevr = Osmanlıca;

  1. (C.: Envâr) Parlaklık.
  2. Ağaç çiçeği. Tomurcuk.

Hafifte şu yazıyı okuyunca yazayım dedim. Herhangi bir yazıyı okuduğumda yazanın fikirleri değilde okuduğum zaman beynimde yer edenler önemlidir benim için.Neoturk belkide bambaşka birşeylerden bahsetti yazısında… Ama birden durup düşündüm eskiler, babaanneler… Uykusuz yazısında da bahsetmiştim… Babaannem(Nur içinde yatsın) çocukluğumun çok önemli bir yerini oluşturur.Gülümseyen yüzü hala gözlerimin önünde…
İçten gelen sevginin verdiği gücü, rahatlığı düşünsenize. Kendinizi güvende hissediyorsunuz… O yanımdayken başıma kötü hiçbirşey gelmez düşüncesi. İnsanın en çok korunmaya ihtiyaç duyduğu çocukluğunun kahramanı babaanneler, anneanneler,dedeler… Şimdi biz yeni nesil olarak ne yaptık ? Çocukken en sevdiğimiz insanları kendi çocuklarımızdan çaldık… Ayrı evlere taşındık, huzurevlerine gönderdik… (Böyle bir şey aklımdan bile geçse Allah üzerime lanet etsin)
Evet eskinin babanneleri vardı adam gibi adam yetiştiren… Eskinin anneleri vardı çocuklarıyla beraber büyüyen… Eskinin babaları vardı…ailesinin bütünlüğünü sağlayan koruyan gözeten çelik iradeli… Biz yıktık bu kurumları… Tıpkı Osmanlı İmparatorluğunun töreden uzaklaşıp yıkılması gibi toplumumuzun sonunu hazırlar olduk…
Bazı durumların yanlış olduğunu düşünüyorum.Özellikle içerisinde bulunduğum toplumun gençliğinden iğreniyorum… Bu kadar basitmiydik biz ? Bu kadar basit mi yetiştirildik. Aklımız içki, kumar ve cinsellikten başka bir boka çalışamaz mı oldu ?

8 Ağustos 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Yarım kalmış deneme….

İnsanoğlu çoğu zaman kaçar düşünmekten, gene de kendini düşünür gibi göstermek ister, bunun içindir ki geleneğe bağlanır, birtakım insanlara bağlanır, ya geçmişte yaşamış olanlardan ya kendi çağdaşları arasından birini seçip onun dediklerine bağlanır . Rahatlar artık, içi doğrunun, iyinin, güzelin ne olduğunu öğrenmiştir. Onların dışında kalanın yanlış, kötü, çirkin olduğunu bilir. Kapılmaz onlara biraz olsun ateşli, yürekli bir kimse ise onlarla çarpışmaya da başlar.Yanlışa, kötüye, çirkine saplananlar bununmasını içi götürmez. Onları yola getirmeye çalışır. Yola gelmezlerse yok olsunlar daha iyi. Yeryüzü yanlıştan, kötüden, çirkinden temizleniverir.

25 Temmuz 2006. Henüz kategorilenmemiş. Yorum yapılmamış.

Tekrar…

Yeniden yazmaya başlayacağım sanırım.Epey uzun zamandır içimden birşeyler yazmak gelmiyordu. Son birkaç aylık zaman dilimi içerisinde hayatımda garip şeyler oldu diyebilirim.Bunları toparlayıp arşive katmayı ne kadar çok isterdim… bilinçüstü fazla deşifre olduğundan detaya girmeyeceğim.Ne kadar kötü ! günlüğün var ama resmen kamuya açık.Kimbilir ? Belkide bazı mevzuları başka bir site altında yazmak gerekir.

Bura bilinçaltını anlatmıyor ki…. Bilincimin üzerinde ve hatta ötesinde…

25 Temmuz 2006. Henüz kategorilenmemiş. 1 Yorum.

Geliştirilmiş icat

Posta kutusuna düşen süper bir yazı.Son 50 seneden daha uzun bir süredir gerek yabancı kaynaklı olsun gerek devlet tarafından uyutulan; kimliği,dili, kültürü, yaşam tarzı bozulan Türk toplumu hakkında üzerinde düşünülmesi gereken küçük bir tespit (bknz:TDK = Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama.)Hoş TDK’nın sözcük bilgisinin ne kadar doğru olduğu tartışılır.O da ayrı bir yazının konusu olsun müsadenizle…

Televizyon açık…

Ve her kanalda yayınlanan bir banka reklamı…

Hızlı trende seyahat eden bir ABD’li, bir Japon, bir Türk….

Fıkra misali…

ABD’li; gevrek gevrek gülümseyerek, cep telefonunu icat ettiği ile…

Japon; ABD’linin icat ettiği telefonu geliştirmekle övünüyor..

Sıra bizimkine gelince çok bilmiş ve kendine güvenen bir eda ile gülümsüyor ve

“Cebi aracılığı ile 20 Dakikada kredi çekmekle” övünüyor…

Yani ortada;

Icat ettiği ile övünen ABD’li

Icat edileni geliştirmekle övünen Japon

Başkasının teknolojisi ile en hızlı borcu almakla övünen Türk….

13 Haziran 2006. Henüz kategorilenmemiş. 4 Yorum.

ARTIK YETER! BİZ SÖMÜRGE MİYİZ?

30 Nisan 2006 günlü Hürriyet’in Ankara ekinde, Sayin Yalcin
Bayer’in kösesinde okudugumuz haber sabrimizi tasirmistir. Artik yeter
diyor ve bütün dilseverleri, kendi ülkemizde bizi konuk durumuna
düsürenlere tepki vermeye cagiriyoruz. Bu, yurttaslik sorumlulugumuzdur,
dilseverlikle yurtseverlik arasindaki bag unutulmamalidir!

Önce “Türk”ü, “Turk, Turc, Turca”, Ankara’yi “Angora”,
“Anadolu”yu “Anatolia” yaptilar; yeterince tepki vermedik. Simdi
“Migros”un adi “Ankamall” oluyormus. “Migros”a bile alisamamistik
ki, alistigimizi sananlar bir adim daha atiyorlar. Bu NE cesaret, bu
gücü kimden, nereden aliyorlar?

Ülkemizi yabanci adlarla kirletenlerin basini Türk üreticinin,
mühendisin, isletmecinin, girisimcinin cekmesi cok acidir. Türk
üreticinin kendi emegini Türkceyle adlandiramamasi hem aci, hem de utanc
verici bir bilincsizlik örnegidir. Artik ürettigi giysiye, sekere,
tatliya; icinde yasadigi isyerine; islettigi lokantaya, cayevine, otele,
alisveris merkezine Türkce ad bulamayanlarin yurt ve dil sevgisinden
kuskulanir olduk.

Ne demek “Ankamall?” Sagduyudan yoksun, hangi bilincin ürünü?
Atatürk’ün devrimlerin isigini parlattigi Ankaramizin adini, anlamini
kirletmek nasil bir anlayistir? Zaten her kösesi kirletilerek Ankara,
Ankara olmaktan cikarilma noktasina gelmistir! İste, Ankara’dan isyeri
adlari: Bianco Rosso, Chiken Last Stop, Mezzaluna, Cakeland ve
yüzlercesi.

Nicin, “merkez”ler “center”e, “kargo”lar “cargo”ya,
“sov”lar “show”a, “ekstra”lar “extra”ya, “kulüp”ler “clup”a.
dönüstü? Yasayla korunan Harf Devrimi cignenirken, nicin cumhuriyet
savcilari onlarca tabelayi göremez oldu? Yillardir haykiriyoruz ve
sesimizi duyan tek cumhuriyet savcisi cikmamasina sasiriyoruz!

Türkce, bagimsizligimizin simgesidir; “ses bayragimiz”dir; ulusal
kimligimizdir. Dilimiz sözcük sözcük cignenirken, Ankaramizin adini
bozan “Ankamall” sözcügüne ve tüm yabanci adlara artik
katlanamayacagimizi belirtiyor; yillardir ürününe, isyerine yabanci ad
koyanlara karsi verdigimiz savasimi, cumhuriyet savcilarinin görmesini,
duymasini diliyor; bu savasimin arkasini birakmayacagimizi kamuoyuna
duyuruyoruz!

Sevgi Özel

Dil Dernegi Baskani

4 Haziran 2006. Henüz kategorilenmemiş. 3 Yorum.

Haberin yok ölüyorum….

Bir müddet güncelleme yapmayacağım.Arzınıza bilgi olunur….
Karışığım çok karışık.Sarpasardı…

26 Mayıs 2006. Henüz kategorilenmemiş. 1 Yorum.

Google arama artık

Vatandaşın aradığı hadiseyi görüpte hayretler içerisinde kalmamak elde değil.kızlar nasıl cenabet olur resim
Adam bunu aramış.Düşünebiliyor musunuz ? Abazalığın hayvanlığın son noktası olarak değerlendiriyorum.İşin garip tarafı bu aramada BilinçÜSTÜ google’da ilk sıralarda çıkıyor.Hay Allahım aklıma mukayet ol.

Not: Porno site değil ulan burası dağılın !!!

19 Mayıs 2006. Henüz kategorilenmemiş. 2 Yorum.

Suç haritası

Bunlardan herhangi birine rastlamamış olmak bile şu hayatta sanşsız olmadığımı düşünmeme birer örnek teşkil eder…

Türkiye’nin 2005 suç haritası

Şahsa karşı 197.996, mala karşı 289.765 suç işlendi; yurt genelinde 2.094 kasten öldürme olayı gerçekleşti, 1619 kişi intihar etti,

53.932 ev, 43.733 işyeri soyuldu, 7.068 kapkaç olayı meydana geldi,

6.248 şahıstan, 160 evden, 290 işyerinden, 6 bankadan gasp ve yağma suçu işlendi,

1243 terör olayı, 1617 toplumsal olay meydana geldi,

Karakollara 10, resmi binalara 8, parti ve derneklere 4, meskenlere 8 terör saldırısı yapıldı,

Resmi ulaşım araçlarına yönelik 18, sivil ulaşım araçlarına yönelik 7 olay kayıtlara geçti,

Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele birimlerinin alanında 20 bin suç işlendi; 54 toplu kaçakçılık, 3 nükleer madde kaçakçılığı suçu kayıtlara geçti,

Ülke genelinde 168.76 kişi gözaltına alındı, en çok gözaltı 50.000 ile İstanbul’da gerçekleşti,

Trafik kaza bilançosu

Polis bölgesinde 570.419 trafik kazası meydana geldi; 3.215 kişi öldü, 123.985 kişi yaralandı,

2005′te günde ortalama 1562 trafik kazası yaşandı; günde ortalama 9 kişi öldü, 430 kişi yaralandı,

Kazaların maddi boyutu 650 milyon doları aştı.

Kaynak: Emniyet Genel Müdürlüğü internet sitesi

7 Mayıs 2006. Henüz kategorilenmemiş. 2 Yorum.

Yanbancı Language


Başlık her ne kadar sevgili Oktay Sinanoğlu‘ nun bye bye Türkçe‘ sine atıfta bulunmuş gibi olduysa da son zamanlarda bilinçli birileri bu durumlardan rahatsız olmuş anlaşılan.Türkçemizin etkisinde kaldığı bozulmalar ve yabancı sözlük istilasına karşı halkı bilinçlendirmek amacıyla çeşitli kampanyalar ve siteler açılmış.
İyidir hoştur ama garip bir durum var.Türkçe arasına onlarca kelime katan ziyniyet ingilizce konuştuğunuzda bir kelimeyi kazara yanlış telaffuz bile etseniz hemen ayağa kalkmaktadır.

TDTKB okuduğum güzel bir yazıyı paylaşmak istiyorum…

Yine Türkçemiz yine Eurovision

BİR süreden beri Amerika’da üniversitede hem yazar‚ hem akademisyen olarak ders veren ve Orhan Pamuk’un Ermeni yanlısı talihsiz sözleri için ’Kahramanlara ihtiyacımız yok’ diyen Elif Şafak‚ romanlarında Osmanlıca kelimeler kullandığı eleştirilerine şu cevabı veriyor:

- Ben romanlarımda Osmanlıca kelimeler kullandığım için çok eleştirildim‚ Öztürkçeciler tarafından. Ama tavrım net: Türkçe’nin geçirdiği değişimi eleştiriyorum. Dili ve düşünce gücümüzü budadık. Bir yazar olarak benim canımı yakıyor bu. Kaybolan kelimelerin yasını tutuyorum.

Balıkesir General Kemal İlköğretim Okulu İngilizce öğretmeni değerli okurumuz Mehmet Erol Düzen de‚ gönderdiği e-postada‚ Türkçe karşılığı olmasına rağmen bazı kelimelerin dilimize yerleştirilmeye çalışılmasına şöyle tepki gösteriyor:

- Türkçemiz Ural-Altay‚ yani Orta Asya dil ailesindendir. Öğrenilebilmesi en zor beşinci dildir. Yüklemi sonda olduğu ve sondan eklemeli bir dil olduğu için‚ bilgisayar donanımına da en uygun dildir. Yani‚ İngilizce yazılıma-programa ve sisteme sahip olan bir bilgisayar için en uygun dil aslında Türkçe’dir.

Türkçe bilmeyen bir insan‚ Türkçe konuşan iki insanı dinlediğinde‚ kendisini melodi dinliyormuş gibi hisseder. Büyük ve küçük ses uyumundan dolayı nota gibi inip çıkan sesler vardır dilimizde. Binlerce yıl Arapça‚ Farsça ve Fransızca’nın etkisinde kalmış ama hiçbir şeyini yitirmemiştir.

Ama ben bir İngilizce öğretmeni olarak‚ günümüzde Türkçe’nin tehlike içinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü karşılığı olmasına rağmen birçok kelimeyi dilimize gelişigüzel yerleştirmeye çalışıyoruz.

Mesela adapte kelimesinin karşılığı uyumdur. Ama konuşurken çoğunlukla adapteyi tercih ediyoruz. Bunun nedenleri kullanan kişilere göre değişiyor. Dil tembelliği‚ çağdaşlık iddiası‚ dağarcık azlığı gibi.

Buna benzer daha birçok kelime var. Enerji: güç‚ lap top: dizüstü bilgisayar‚ çaba: efor‚ manşet: başlık.

Kendi dilimizde karşılığı varken‚ Türkçe olmayan kelimeler kullanmak dilimizi özünden uzaklaştırır.

Unutmayalım ki her Avrupalı ana diliyle konuşur. Zorunlu olmadıkça evrensel bir dil olan İngilizce’yi veya başka bir dili kullanmaz.

Utanılacak durum

SAYIN Düzen böyle diyor ama‚ resmi ve ana dili Türkçe olan Türkiye‚ Eurovision Şarkı Yarışması’na önümüzdeki yıl yine İngilizce bir parça ile katılacakmış!

Toplu Konut İdaresi bile bazı büyük konut projelerine Türkçe olmayan isimler vermeye başladı.

Dilimizi yabancı dillerin istilasından kurtarmaya çalışırken‚ galiba tümünü kaybedeceğiz. Elif Şafak da kaybolan kelimelerin yasını -haklı olarak- tutmaya devam etsin. Çünkü dilimize artık yerleşmiş olan Osmanlıca kelimeler kaybolurken‚ yerine Türkçe değil‚ İngilizce ve Fransızca kelimeler giriyor.

Derece almak uğruna‚ uluslararası bir şarkı yarışmasına bile dünyanın en güzel ve en zengin dillerinden biri olan Türkçe ile katılmaktan utanacak duruma geldik.

Ne demişti oysa Büyük Atatürk:

-Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir iftihar etmek için yaratılmış‚ tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir.

Aşağılık duygusu

GÜZEL dilimizde sanki hiç güzel kelime veya isim yokmuş gibi‚ konut projelerine bile Türkçe olmayan isimler vermeye başladık!

Bu kadar da aşağılık duygusu olur mu?

Atatürk‚ Sadri Maksudi Arsal’ın Türk Dili İçin adlı eserini okuduktan sonra‚ 1930 yılında şunları söylemişti:

- Ülkesini‚ yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti‚ dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

75 yıl sonra bir de bizim yaptıklarımıza bakın!

Türkçe kampanyaları
Kurumsal bazda Türkçe kampanyaları sonucu alınan kararlar
Afişler
Türkçe Dersleri
Türk Dil Tarih Kültür Birliği

30 Nisan 2006. Henüz kategorilenmemiş. 2 Yorum.

Milletvekili aday sınavı


Malumunuz bulunduğumuz toplumda adam sayılmak için en az bir yabancı dil bilmek şart koşuluyor. Lisans veya lisansüstü eğitimden başlamak üzere senelerimizi harcadığımız işe giriş çabalarının orta noktasında özel ya da devlet olsun öncelikli şartları en az bir yabancı dil bilmeniz. Özellikle şu sıralar pek ilgili olduğum KPSS sınavı sonucu gerekli şartlara bakıldığında; Kurumların Kpss haricinde kendi bünyelerinde 2. sınav yapacakları yada halk arasında “BORU” olarak bilinen KPDS (Kamu personeli Dil sınavı) puanlarına ihtiyaç duyacaklarını belirtmişlerdir.
Burada sorulacak olan can alıcı soru şudur ;

- Herhangi bir devlet kurumuna girmek için onlarca sınav + yabancı dil (kendini defalarca kanıtlamak ) gerekmektedir de başbakan,bakan,millet vekili olmak için neden herhangi bir sınav yoktur da bu adamlar zkini sallaya sallaya yönetim kadrosuna yerleşmektedir.

Devlet 300-500 liralık maaşlı kıytırık memur alımında bile milyonların arasından sıyrılmış, kendini hemen her konuda geliştirmiş, kafası çalışan 30 yaşını geçmemiş tertemiz beyinler ararken yönetici çobanların en azından bir matematik sınavından geçmesi gerekmez mi?
Paran çok mu? Aşiretin ya da oy potansiyelin var mı? Gel abi o zaman milletvekili ol. Sktiret yabancı dilin ya da kültürün olmasın.Hatta kafanın çalışmasına bile gerek yok.Parti lideri ne derse doğru der.Onun her dediğini “He” demen yeterli.Sana Ankara’da süper bir ev verecez.Araba, korumada cabası.Hemde hepsini devlet karşılayacak.Becerebilirsen milleti hortumlayadabilirsin.Millet kim mi? Hakikaten millet kimdi yahu???

30 Nisan 2006. Henüz kategorilenmemiş. 1 Yorum.

Nuri Alço

1- Nuri Alço kimdir?

Nuri abi bir düşünce insanıdır. Sevgi tünelidir. Kalplerdeki mutluluğun yansımasıdır. İyİ bir film karakteri ve efendi bir insandır.

2- Nuri Alço neden sevilmez ?

Nuri abi toplumun kötü yönlerini her zaman bizlere sunmuştur. Toplumumuzu zehirleyen insanlara olan kinimiz birikmiş ve böyle değerli bir ağabeyimiz üzerine yansımıştır. Özünde temiz bir insan olan Nuri Alço hayatında sigara ve içki kullanmamış değerli bir insan olduğunu biliyor muydunuz ?

3- Tecavüzcü Coşkun neden hep Nuri Alço’nun vazgeçilmez adamı olmuştur?

Nuri Alço ve Coşkun tamamen zıt kültürün insanlarıdır.Aralarında sadece eylem birliği söz konusudur.

* Coşkun açtır, Nuri abi tok.
* Coşkun kot giyer, Nuri abi beyaz takım elbise.
* Coşkun kaba kuvvet kullanır, Nuri uyku ilacı.
* Coşkun sevgi barındırmaz, kin kusar, Nuri abi sever belli etmez.
* Coşkun bira içer, Nuri abi viski.
* Coşkun uyuşturucuyu kullanır ve satar, Nuri abi kullanmaz, sattırır.
* Coşkun arkadaşları ile gezer, Nuri abi tek takılır.
* Coşkun traş olmaz, Nuri abi sinek kaydıdır.
* Coşkun Cadillac, Ponciac gibi geniş arabalar kullanır, Nuri abi Mercedes’e biner.
* Coşkun mekan dinlemez, Nuri abi mutlaka yatak odası kullanır.
* Coşkun hedefe her durumda saldırır, Nuri abi hedefi baygınlaştırır.
* Coşkun görevini yaparken kin kusar kuvvet kullanır, Nuri abi dokunuşlarla işini tamamlar.
* Coşkun polis tarafından ilk yakalanır, Nuri abi son.
* Coşkun serseridir, Nuri abi organizasyon ve teknoloji insanıdır.
* Coşkun tecavüz eder ama ispatlayamaz, Nuri abi mutlaka kaset kaydı yapar.
* Coşkun para ve uyuşturucu için babasını satar, Nuri abi onurludur.
* Coşkun emir alır, Nuri abi emir verir.

· Coşkun, vasıfsız bir sokak sapığı olarak güdülerinin esiridir…
Nuri Alço ise kötülüğü simgeleştiren bir anlayışın ipek bornozundan saten çarşaflı yuvarlak yatağına kadar tüm teşkilatı tamam gürbüz ve yiğit figürdür

· Tecavüzcü Coşkun, direk saldırarak sadece şaşkınlık ve korkuya yol açar…
Nuri Alço ise tarzında, daha ağır biçimde hayal kırıklıkları barındırır ve bunlardan beslenir.

· Tecavüzcü Coşkun, esrar ile uyuşur ve genellikle sadece kullanıcıdır…
Nuri Alço’nun ilgilendiği uyuşturucu kokaindir hem de satıcıdır.

· Tecavüzcü Coşkun, kaybetmişliği simgeler ve bu yüzden korkacak bir şeyi yoktur…
Nuri Alço ise ‘şeylerin! sahibidir ve bunları kaybedecek gibi olunca aklı çıkar, çok korkar!…

· Tecavüzcü Coşkun, bastırılmış cinselliğin hıncını hayvanlaşarak almaya kararlıdır ve ‘bayan kıstırma’ durumlarındaki biçimsiz kahkahasıyla kendini ele verir…
Nuri Alço, sahte evlilik vaadiyle, sadece kadına sahip olmakla yetinmeyip o kadını satarak, kurye yaparak, sermaye yaparak vs. yıllar yılı kullanmaya niyetli haliyle, tatminsiz ve şeytanidir, en fazla sinsi model sırıtır. Tam bir çakaldır.

· Tecavüzcü Coşkun, bir toplum kurbanı simgesidir, tedavisi mümkün olabilir…
Toplum ise Nuri Alço’nun kurbanıdır, tedavi mümkün değildir!..

4- Oynadığı filmler nelerdir?

Film Adı / Tarihi

Hasret Sancısı 1982
Yakılacak Kadın 1982
Bir Sevgi İstiyorum 1984
Kayıp Kızlar 1984
Taçsız Kraliçe 1984
Yosma 1984
Altar 1985
Tele Kızlar 1985
Katiller De Ağlar 1985
Vazife Uğruna 1986
Alın Yazım 1986
Hayat Köprüsü 1986
Sevgi Çıkmazı 1986
Aşk Ve Kin 1986
Ayrılmayalım 1986
O Bir Melekti 1987
Kader Utansın 1987
Polis Dosyası 1989
Sözde Kızlar 1990
Yaralı Kurt 2000
Şahin 2002
Ömerçip 2003

5- Filmlerinde kimlerle birlikte oynamıştır?

Küçük Emrah, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, Ahu Tuğba, Serpil Çakmaklı, Tecavüzcü Coşkun, İbrahim Tatlıses, Tarık Akan, Oya Aydoğan, Danyal Topatan,

6- Neden filmlerinde hep altın kolye-bileklik-yüzük takar?

Oynadığı rollerle giyim tarzı bütünleşmiştir. Genelde uyuşturucu kaçakçılığı yapan , fuhuş ortamlarında bulunan,cebinden silahı eksik olmayan, pavyonlarda eğlenmeyi seven karakterleri canlandırdığından giyimini buna göre belirlemekte ve parlak renkte takım elbiseler, yakası açılmış gömlekler ve boyunca altın zincirler onun tarzı olmuştur. Bu onun bulunduğu ortamda rahatlıkla tanınmasını ve sıyrılmasını sağlar.

7- Fimler de kötü adam karakteri ile tanınmıştır? Hatta bir filminde Emrah’ın amcası rolü ile Emrah’ın annesine tecavüz eder. Peki niye bu kötü karakterli rol izleyicilerin kalbinde taht kurmuştur ?

Onun dışında kimse,onun kadar güzel “amca baba yarısıdır oğlum Emrah” diyemezde ondan…

Sanatını fevkalade yapan bir şahıs olduğu için taht kurdu.Çünkü kendisine verilen kötü rolünü o kadar iyi yapıyor ki adeta kötüden farkı yok.

filmlerinde canlandırdığı karakterlerin özellikleri nelerdir?

Emrah’ın annesine tecavüz ettiği filmde amca rolünü başarıyla oynamış.”baba yarısı” iken babası olmuştur Emrah’ın.

8- Nuri Alço için duvar yazıları nelerdir ?

· Başbakan Nuri Alço

· Nuri Alço eğitim gönüllüleri

· Nuri Alço başkan Fenerbahçe şampiyon

· Paranın saltanatı varsa sultan Nuri Alço

· İfade çılgınlığı Nuri Alço

· Alkole geçit yok Nuri Alço

· Sizin Nuri Alço’nuz yok mu?

· Nuri Alço iyi yıllar diler.

· Nuri Alço kütüphanesi

· Nuri Alço: kozmik bilinç

· Nuri Alço tropikal bıyık’

9- Nuri Alço’nun filmlerindeki hafızlarımıza yer etmiş sözleri nelerdir?

Rahat ol yavrum, bak bunu iç sana çok iyi gelecek..( bu sırada içine ilaç attığı içkiyi karıştırmaktadır gizlice).

Aa ne demek Emrah tabi size sahip olacağım. Amca demek baba yarısı demektir.

Rahmetli abim senin değerini bilememiş yenge..

Abi deme bana yavrum…

Hiç çırpınma senin de hoşuna gidecek.

Abim öldü diye kendini bırakma yenge güzel kadınsın sen..

SON ETAPTA NURİ ALÇO

1- Eğitim paratoneri

2- Akşam güneşi

3- Çalışılmış organizasyon

4- Patlamaya hazır bomba

5- Rolex altın saat, İpek gömlek

6- İnsan sarrafı

7- Sıcakta soğuk nefes

8- Kamera kayıt sistemi

9- Viski, eğlence, kumar, kadın

10- Tok satıcı

NOT:Nuri abimize saygılarımızı sunar, yolunda ilerlemeye çalıştığımızı nacizane beyan ederiz.

27 Nisan 2006. Henüz kategorilenmemiş. 4 Yorum.

Salaklığın son noktası

Hemalhemsat.com da süper bir ilan…Aynen aşağıda.
İlan Adresi.

SİZDEN ETKİLENMEYECEK HİÇBİR BAYAN KALMAYACAK!

ARTIK KAHRAMAN SİZSİNİZ

Bu ürün ile sizden etkilenmeyecek hiçbir bayan kalmayacak..
Evinize davet ettiğiniz kız arkadaşınız, dostunuz bu plaketi odanızda gördüğünde
- AAAAA ERCÜMENT SEN PLAKET Mİ ALDINNN??!?
diye boynunuza atlayacak..

Bu ürün bugünler için özel olarak imal edilmiş olup kullanan tüm eş dost hayalini kurduğu bayanla evlenip çoluk çoluca karışmıştır !!

plaketin üzerinde
“BAŞARILI ÇALIŞMALARINIZ, İLKELİ VE DUYARLI YAKLAŞIMLARINIZ, ÖNDER VE ÖRNEK DAVRANIŞLARINIZ SEBEBİYLE HALKIMIZ SİZİ “HALK KAHRAMANI” İLAN ETMİŞTİR
ÜLKEMİZE YAPTIĞINIZ KATKILARDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYOR, SİZİNLE GURUR DUYUYORUZ” yazmaktadır.

ARTIK PEŞİNDEN KOŞTUĞUNUZ PLATONİK AŞKINIZA AÇILMAK İÇİN UĞRAŞMAYACAKSINIZ..
BU ÜRÜNÜ KULLANDIKTAN SONRA O SİZİ İSTEYECEK :)

Not: Bu plaket orjinal olup başka bir kopyası yoktur.

27 Nisan 2006. Henüz kategorilenmemiş. 1 Yorum.

Older Entries Newer Entries